08Eyl

Bilimsel yetkinlik, bölgesel yapılanmalar ve değişen iş modelleri, ilaç sektöründe insan ve organizasyon dinamiklerini yeniden masaya getiriyor.

İlaç sektöründe rekabet uzun yıllardır güçlü Ar-Ge, yenilikçi ürünler, etkin ticari organizasyon ve pazar erişimi üzerinden yürüdü. Bunlar bugün de masada. Fakat bakılması gereken yer biraz değişiyor: Bu parçalar hangi yapıda, hangi liderlikle ve hangi insanlarla bir araya geliyor?

Bir ürün toplantısında ürün konuşulur. Bir bütçe toplantısında hedef. İkisinin arasında duran soru ise daha seyrek açılır: Bu işi taşıyacak insanlar gerçekten doğru yerde mi? Doğru ürün, yanlış ölçekteki bir organizasyona emanet edildiğinde ne olur?

 

İlaç sektöründe ülke başarısı ile bölgesel liderlik

Sektörde liderlik gelişimi uzun süre fonksiyonel başarı üzerinden ilerledi. Satışta öne çıkan yönetici daha büyük ticari organizasyonun başına geçti. Medikalde güçlü olan lider daha geniş sorumluluk aldı. Pazar erişimi, ruhsatlandırma veya finans kökenli yöneticiler de benzer bir merdivenle ilerledi.

Bu model kendi ölçeğinde sonuç verdi. Ancak sorumluluk ülke sınırlarının dışına çıktığında, başarıyı taşıyan kaslar da değişebiliyor.

Bir ülkeyi iyi yönetmek ile farklı pazarların farklı dinamiklerini aynı anda okuyabilmek aynı deneyim değil. Bölgesel roller; performansın yanı sıra farklı geri ödeme sistemlerini, paydaş yapılarını, kültürel kodları ve merkez-ülke ilişkilerini birlikte yönetmeyi gerektiriyor.

Yetenek kurullarında üç yıl üst üste ülke hedefini tutturmuş bir yöneticinin “bölgeye hazır” olarak değerlendirilmesi bu nedenle tek başına yeterli bir gösterge olmayabilir.

Performans ile potansiyel arasındaki ayrım tam da burada ortaya çıkıyor.

Geçmişte başarılı olmak, geleceğin daha karmaşık sorumluluğuna hazır olmakla aynı şey olmayabilir.

 

Türkiye’nin ilaç sektöründeki bölgesel potansiyeli

Türkiye bu tabloda yalnızca büyük bir iç pazar olarak değil, bölgesel yetenek üretme kapasitesi açısından da değerlendirilebilir.

Sağlık ekosistemi, profesyonel havuzu, ticari deneyim ve coğrafi yakınlık; özellikle MENA ve çevre pazarlar açısından Türkiye’yi ilginç bir merkez haline getirebilecek unsurlar arasında.

Fakat bölgesel yapılanmanın kendisi, bölgesel liderlik yaratmıyor.

Organizasyon şemasına yeni bir kutu eklenebilir. Raporlama hattı değişebilir. Unvan büyüyebilir. Buna karşılık karar yetkisi, kaynak tahsisi ve önceliklendirme aynı yerde kalabilir.

O zaman yapısal değişiklik ile gerçek organizasyonel dönüşüm arasında hâlâ bir mesafe vardır.

Belki de bölgesel yapılanmalarda asıl mesele, kimin nereye raporladığından çok, kimin hangi kararı verebildiğidir.

Onkoloji ve nadir hastalıklarda değişen yetenek profili

Nadir hastalıklar, onkoloji ve ileri tedaviler büyüdükçe yetenek profilinin de derinleştiği görülüyor.

Bilimsel bilgi hâlâ temel. Fakat tek başına yeterli olmayabiliyor. Farklı uzmanlıkları aynı masada tutabilmek, sağlık ekosistemini okuyabilmek, bilimsel bakış ile ticari muhakemeyi bir arada taşıyabilmek daha görünür hale geliyor.

Bir onkoloji lansmanında medikal ve ticari ekipler aynı veriye bakıp farklı gerçeklikler görebiliyor. Biri kanıt eşiğine, diğeri erişim dinamiklerine odaklanıyor.

Bu iki dili aynı anda konuşabilen liderlik kapasitesi, teknik uzmanlığın ötesinde başka bir yetkinlik alanı oluşturuyor.

Nadir hastalıklarda tablo daha da karmaşık. Hasta sayısı az, paydaş sayısı fazla, belirsizlik yüksek. Alan bilgisi kadar, farklı paydaşlar arasında anlam kurabilme kapasitesi de önem kazanıyor.

Bu nedenle kritik roller için yalnızca geçmiş deneyime bakmak giderek daha sınırlı bir perspektif sunuyor.

Kişinin bugüne kadar ne yaptığı kadar, yarının belirsiz sorumluluğuna ne kadar yaklaşabildiği de önemli.

 

Yapay zekâ çağında ilaç sektöründe liderlik

Yapay zekâ ve veri analitiği birçok süreci hızlandırıyor. Bilgiye daha çabuk ulaşılıyor, bazı işler otomatikleşiyor, karar süreçlerine daha fazla veri giriyor.

Bunun liderlik üzerindeki etkisi ise yalnızca teknolojik değil.

Toplantı masasına daha fazla veri geldiğinde karar vermek gerçekten kolaylaşıyor mu, yoksa yalnızca kararın dili mi değişiyor?

Verinin artması ile muhakemenin güçlenmesi aynı şey değil.

Belirsizlik anında sakin kalabilmek, farklı veriler arasındaki ilişkiyi görebilmek, gerektiğinde yön değiştirebilmek ve bilgiyi stratejik bir karara dönüştürebilmek; teknoloji ilerledikçe değerini kaybetmek yerine daha görünür hale gelen insan yetkinlikleri arasında.

Yapay zekânın liderlik üzerindeki en önemli etkilerinden biri belki de insanın yaptığı işleri azaltmasından çok, insanın hangi kararlar için vazgeçilmez olduğunu daha görünür kılması olacak.

 

Yetenek stratejisi ve organizasyon tasarımı

İlaç şirketlerinde yetenek stratejisi ile organizasyon tasarımını birbirinden ayrı başlıklar olarak ele almak giderek zorlaşıyor.

Bir rolün kapsamı değiştiğinde yalnızca görev tanımı değişmiyor. O rolün karar alanı, ihtiyaç duyduğu yetkinlikler ve etrafındaki organizasyon da değişiyor.

Bu yüzden kritik bir koltuk boşaldığında mesele yalnızca “kimin yerine kim gelecek?” sorusuna indirgenemiyor.

O koltuğun yarın taşıyacağı sorumluluk, bugünkünden farklı olabilir.

İçerideki bir yeteneği geliştirmek ile dışarıdan yeni bir profil getirmek de yalnızca bir işe alım tercihi değil. Organizasyonun gelecekte nasıl bir kapasiteye sahip olmak istediğiyle ilgili daha geniş bir tercih.

Burada yeteneklerin sayısından çok, strateji ile yetenek arasındaki mesafeye bakmak anlamlı olabilir.

Şirketin ulaşmak istediği yer ile bugünkü liderlik ve organizasyon kapasitesi arasındaki mesafe ne kadar?

Strateji ne kadar güçlü olursa olsun, onu taşıyacak organizasyonel kapasite aynı hızda gelişmiyorsa, strateji ile gerçeklik arasında sessiz bir boşluk oluşuyor.

Yetenek, liderlik ve organizasyon birbirinden bağımsız başlıklar değil. Birindeki değişim diğer ikisini de etkiliyor.

İlaç sektöründe rekabetin geleceğini yalnızca hangi ürünlerin geliştirileceği, hangi pazarlara girileceği ya da hangi teknolojilerin kullanılacağı üzerinden okumak bu nedenle eksik kalabilir.

Asıl meselelerden biri, bu stratejileri taşıyacak liderlik ve organizasyon kapasitesinin nasıl şekilleneceği.

Bu uyum çoğu zaman strateji dokümanlarında değil; hangi soruların masaya geldiğinde, hangi kararların ertelendiğinde ve boşalan bir koltuğa nasıl bakıldığında görünür hale geliyor.

Bir organizasyonun gerçek öncelikleri, söylediklerinden çok, neyi sorguladığında ve neyi sorgulamadığında kendini ele verebiliyor.

 

 

 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This field is required.

This field is required.